Halil Coşkun: Tüp Mide Ameliyatı Olup Pişman Olan Bir Hastam Bile Yok

Haberler.com’dan Oğuzhan Saruhan röportajında obezite cerrahisini Türkiye'de başarılı bir şekilde gerçekleştiren Doç. Dr. Halil Coşkun'la, bu ameliyatların bütün ayrıntılarını konuştu.

Obezite, ne yazık ki dünyada ve ülkemizde bir çok insanın hayatındaki acı gerçeklerden biri.

Türkiye  nüfusunun 3'te 2'si bu problemle karşı karşıya. Obezitenin bu kadar yaygın olmasıyla birlikte obeziteyle mücadelede de farklı yöntemler uygulanmaya başlandı. Bunların arasında obezite cerrahisi de var.

Operasyonlarla ilgili merak edilenleri, ülkemizde bu ameliyatları başarılı bir şekil gerçekleştiren Doç. Dr. Halil Coşkun'la konuştum.

Ameliyatın öncesini, sonrasını ve risklerini ben sordum Halil Hoca bütün içtenliğiyle cevapladı.

Röportajıma geçmeden önce Doç. Dr. Halil Coşkun'la ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

Halil Hoca ofisinde beni güler yüzüyle karşılayıp tüm sorularıma da bütün içtenliğiyle cevap verdi. Şık duruşuyla 'işte bir doktor böyle olmalı' dedirtti bana.

Beni sevindiren bir başka konu ise Halil Hoca'nın sosyal medyayı çok iyi kullanması.

Sosyal medya hesaplarında bu operasyonların teknik detaylarının dışında kendi stilini, hastalarındaki fiziksel değişikleri de paylaşıyor.

Güzel bir haberim daha var Halil Hoca'nın bir de İOS uygulaması var.

Bu uygulamayı cep telefonunuza indirip obezite cerrahisi konusunda geniş bilgilere sahip olabilirsiniz. Şimdi röportajımıza başlayabiliriz.

Bize genel hatlarıyla obezite cerrahisinde hastaya nasıl bir işlem uygulandığını anlatabilir misiniz?

Obezite ameliyatları belli kilonun üzerinde bulunan, daha önce diyet, egzersiz veya medikal tedavilerle kilo veremeyen ya da verdiği kiloları geri alan hasta grubunda uygulanan bir yöntem.

Genelde medyada Tüp Mide ameliyatını duyuyoruz ama tek tip bir ameliyat uygulanmıyor.

Tüp Mide ameliyatı dışında eskiden kelepçe ameliyatı vardı, gastrik by-pass ameliyatı var.

Bu ameiliyatlarla insanların sindirim sistemlerinde yapılan değişikliklerle daha az yemek yemelerini ya da yedikleri gıdaların emilimini engelleterek kilo vermelerini sağlıyoruz.

Tüp Mide ameliyatında midenin yaklaşık %80'lik kısmını alıp devre dışı bırakıyoruz.

Midenin devre dışı kalmasıyla birlikte açıkma hissi veren hormonda da azalma oluyor.

Hastalar bu ameliyattan sonra hem midenin küçülmesinden dolayı hem de açlık hormonun azalmasıyla kolay kolay acıkmıyorlar ve kolay bir şekilde kilo veriyorlar.

Peki bu ameliyatı kimler olmalı?
Burada hastanın vücut kitle endeksine bakıyoruz. Vücut kitle indeksi 18-25 arası olanlar normal indeks değerindeki insanlar, 25-30 arasındakiler fazla kilolu, 30-35 arası obezitenin 1. grubu, 35-40 arası obezitenin 2.grubu, 40'ın üzerindekilere morbid obez, 50'nin üzerindekilere de süper morbid obez diyoruz.

Vücut kitle endeksi 40'ın üzerinde olanları ameliyat yapabiliyoruz.

Endeks değeri 35-40 olan hastaların bununla birlikte kiloya bağlı şeker hastalığı, tansiyon problemi, uyku apne sorunu, karaciğerde yağlanma gibi yandaş hastalıkları da varsa ameliyat edebiliyoruz. Bununla birlikte en az 3 yıldır obezitenin varolması gerekiyor.

(Vücut kitle endeksi hesaplama örneği: Örneğin kilosu 97 kg, boyu 1,7 m olan bir kişinin VKİ'si: 97/ (1,7x1,7)= 33,5 kg/metrakare'dir)

Ameliyatın uygulanmasında yaş sınırı var mı?
Standartta 18-65 yaş arası hastalarda uygulanıyor. Ama deneyimli merkezlerde 65 yaş üzerindeki hastalarda da uygulanabilir.

Benim 71 yaşında bir hastam vardı. 18 yaşın altında ise seçerek yapmak mümküm.

iz 15-16 yaşındaki bazı hastaları ameliyat ettik ama ülkemizde çok fazla yapılmıyor.

Bu yaştaki hastalar için daha özel tetkiklerin yapılması gerekiyor ve mutlaka psikiyatri onayı almak gerekiyor.

Çocuk reşit olmadığı için anne ve babanın da izni olması gerekiyor.

Ameliyat olacak hastaların ameliyattan önce hangi tetkikleri yaptırması gerekiyor?
Ameliyat olacak hastaya göre hazırlık yapılıyor. Rutin olarak genel kan tahlillerini yaptıyoruz, vitamin düzeylerine bakıyoruz, mutlaka endoskopi yapıyoruz ve bunlarla birliktel ultrasonografi yapıyoruz.

Hastanın uyku apne sendromu varsa uyku testi yaptırıp gerekirse bu hastalarımıza ameliyattan önce CPAP ve BİBAP dediğimiz makinalı kullandırtıp oksijenizasyonlarını artıyoruz ki ameliyattan sonra sıkıntı yaşamayalım.

En sonunda da anesteziye gösteriyoruz, anestezi de yapılmış tüm tetkiklere bakıyor, anesteziden onay gelirse hastayı ameliyata alıyoruz.

Ameliyat olan hasta, ameliyattan sonra yemek yeme kültürünü nasıl değiştirmeli?
Benim kendi uygulamalarımda mutlaka ameliyattan önce ameliyata uygun bir beslenme eğitimine çağırıyoruz hastayı.

Bu eğitimle hastaya ameliyattan sonraki beslenme profilini öğretiyoruz.

Hastalar ameliyattan sonra ilk 2 hafta sıvı diyet, sonraki 2 hafta ise püreli diyet yapması lazım.

Birinci aydan sonra yavaş yavaş normal gıdaya geçebiliyorlar. Bu tarz ameliyatlardan sonra proteinli beslenme lazım. Ameliyattan sonra tüketilen besin miktarı azaldığından dolayı alınan protein miktarı da azılıyor bu yüzden ameliyattan önce ciddi bir eğitim veriyoruz.

Bu ameliyat kimlere uygulanmıyor?
Hastanın alkol ve uyuşturucu bağımlılığı varsa öncelikle bunların tedavi edilmesi lazım.

Psikiyatrik hastalarda da hekimiyle konuşulup onay alındıktan sonra bu ameliyat uygulanılabilir ama hastanın kontrol edilemeyen ağır depresyonu varsa bu hastaları ameliyat edemiyoruz.

Peki bu ameliyat estetik kaygılarla yapılabilir mi? Mesela hastanın 5-10 kilo fazlası varsa bu ameliyatı olabilir mi?
Hayır bu hastaları ameliyat yapmıyoruz.

Hastaların en çok sorduğu soruyu sormak istiyorum. Bu ameliyatın riski nedir? Fazla kiloyla yaşamak mı daha riskli, bu operasyonu geçirmek mi?

Obez olarak yaşamak tabii ki daha riskli.

Bu ameliyatların riski çok yüksek değil aslında. Bir hasta apandisit ya da bademcik ameliyatından da kaybedilebiliyor.

Tabii ki bu ameliyatlarda hayatını kaybeden hastalar vardır ama genel olarak oranlara baktığımızda %0,3 lük bir risk oranı görüyoruz.

Bu oran safra kesesi ameliyatının riskinden yüksek bir oran değil.

Tüp Mide ameliyatı; kanser ameliyatından, kalp ameliyatlarından, yemek borusu ameliyatından, akeciğer ameliyatından çok daha az riskli bir ameliyat.

Şunu çok iyi bilmemiz lazım belli bir kiloyu aşmış kişilerin diyetle, egzersizle kilo vermesi imkansız artık. Hastanın bu konuda çok iyi karar vermesi gerekiyor.

Ameliyattan sonra kilo verme süreci nasıl işliyor?
İlk bir yıl boyunca kilo verme devam eder. Genelde de hasta, birinci yılın sonuna doğru fazla kilonun %70 ile %80'nini kaybeder.

18. aydan sonra hastanın kilo vermesini beklemiyoruz. İkinci yıldan sonra da hastanın dikkat etmesini istiyoruz çünkü ikinci yıldan sonra mide büyüyebilir, beslenme alışkanlıkları değişebilir.

Hastaların ilk bir sene bol bol kıyafet masrafı çıkar diyebilir miyiz?
Hastaların birinci yılın sonuna kadar kilo verebilecekleri için hemen alışverişe gitmelerini önermiyorum.

SGK bu ameliyatı karşılıyor mu?
Normalde SGK belli bir oranda ödüyor ama 2015'in Ocak ayından itibaren obezite ameliyatları zorunlu sağlık hizmeti kapsamı dışına alındı.

Özel sigortaların da karşılamadığı bir ameliyat.

Devlet hastanelerinde de SGK'nın ödediği düşük bir miktar var bunun üç katına kadar fark alarak ameliyat edebileceklerini söylediler.

Devlet hastaneleri ve devlet üniversitelerinde ücretsiz olması gerekirken fark alınarak ameliyat yapılıyor.

SGK, fıtık ameliyatını, apandisit ameliyatını ya da bademcik ameliyatını öderken neden obezite ameliyatını ödemiyor? O zaman 'obezite bir hastalık değil' denmesi lazım.

Bu ameliyatı olup pişman olan hastanız var mı?
Bu ameliyatı olup da pişman olan hiçbir hastam yok. Uzun süre kilolu yaşayıp bu kilolardan kurtulan hastalar yeni bir hayata geçtiklerini ifade ediyorlar.

Obezite ameliyatlarının kilo verme dışında insan sağlığına ne tür faydaları var?

Hasta kilo verdiği için sosyal açıdan daha pozitif oluyor bu kesin. Çünkü kilolu olmak kişiyi depresyona sokan temel sebeplerden biri.

Kilo iş hayatınızdan tutun da okul yaşantınıza kadar her şeyi etkiler.

Kilo özgüven eksikliğine neden oluyor. Bana göre güzel bir kadın ya da yakışıklı bir erkek hayatta her zaman 1-0 öndedir.

Kilolu olmak da malesef negatiflik verir.

Ayrıca kilo verilerek şeker hastalığı, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, tansiyon, kolestrol yüksekliği, gut hastalığı gibi problemlerin de önünü geçiliyor. Kilo vermek insanı her alanda normalize eden bir kavram.

Ameliyattan sonra hastanın vücudunda operasyon izi kalıyor mu?
Ameliyatları laparoskopik ya da robotik cerrahiyle yapıyoruz. Kullandığımız özel çubuklar vasıtasıyla içeri giriyoruz.

Vücutta genelde 5 yerde birer santimlik küçük insizyonlar yapıp oralardan özel kanülleri sokup onların içinden çalışıyoruz dolayısıyla onlar çıktığında geriye kalan kısmı estetik olarak kapatıyoruz.

Geriye çok küçük izler kalıyor.

Bu ameliyatların herhangi bir yan etkisi var mı? Saç dökülmesi olabilir diye duydum bunun sebebi nedir?
Olduğunuz ameliyat tipini göre değişiyor.

Vitamin ve minarel eksikliği olabilir.

Bütün kilo verme programlarında belli oranlarda geçici saç dökülmesi görülebilir.

Genelde üçüncü ayda meydana gelir, sekizinci aya kadar devam eder.

Bir kanser hastasının saç dökülmesi gibi bir olay değil kesinlikle.

Saç kırılması şeklinde görülür. Genellikle sekizinci aydan sonra saç eski haline gelir. Bunun dışında obezite ameliyatlarının ortaya çıkardığı negatif birşey yok.

Ameliyattan sonra hasta acı hissediyor mu?
Hasta uyandıktan sonra 3-4 saat gibi kısa bir sure az da olsa acı hissedebilir. Zaten ağrı kesiciler de verildiği için bu ameliyatlardan sonra çok fazla acı olmaz.

Hastanın ameliyattan sonra kendine gelme, yürümeye başlama ve taburcu olma süreci nasıl işliyor?
Ameliyattan 6-8 saat sonra hasta kalkıp yürüyebilir.

Bu tarz ameliyatlarda hastanede kalma süreci ortalama 3 gün. İkinci gün kontrol filmlerini çekiyoruz üçüncü gün de hastayı taburcu ediyoruz.

Taburcu olduktan sonra doktor kontrol sistemi nasıl işliyor?
Ben kendi programımı anlayatayım. Ameliyattan önce kendi beslenme uzmanımız mutlaka eğitim veriyor, ameliyattan sonraki ilk bir hafta on gün ben mutlaka kontrole çağırıp görüyorum.

Birinci ayında hem görüyorum hem beslenme uzmanımız tekrar eğitim veriyor hem de psikiyatrik olarak bizim akedemisyenimiz eğitim veriyor.

Sonra 3-6-9 ve 12. aylarda kontrollere çağırıp kan tablosuna bakıp vitamin ve minarel düzenlemesini ona göre yapıyoruz.

Ameliyat ettiğiniz en yüksek kilolu hasta kaç kiloydu?
Ameliyat ettiğim en yüksek kilolu hasta 250 kiloydu. 2 kez balon uygulamasıyla 228 kiloya kadar indirdik.

Sonra 100 kiloya yakın verdi.

Hastalarınızla yaşadığınız ilişkileri göz önüne alacak olursanız yaşadığınız en ilginç olayı anlatır mısınız?

Bu tarz ameliyatlarda evli olanlarda boşanma, bekar olanlarda da evlenme olabiliyor.

Çünkü kilolu olmak genelde eşler arasında problemdir, kilouyu kaybedince özgüven yükselerek farklı şeyler görülebilir. Bekar olanlarda ise kilo verdikçe evlenme olabiliyor.

'Başarılı olmak için diyetinize sosyal medyayı dahil edin' diyorsunuz. Sosyal medyanın kilo vermeye ne tür katkıları olabilir.

Ben sosyal medyayı iyi takip ediyorum. Sosyal medyanın bir negatif yönü var bir de pozitif yönü var.

Doğru ve düzgün kullandığınızda çok ciddi etkisini görebilirsiniz.

Bizim Facebook'ta 'Obezite ve Metabolizma Cerrahisi' grubu Türkiye'nin bu konuda en büyük grubu. Grubumuzun 21 Bin üyesi var. Bu grupta hastalarımız paylaşımlarda bulunuyor.

Sosyal medya aslında hekimi de iyi bir şekilde yönlendiriyor. Siz iyi bir şey yaptığınızda orayada iyi şekilde yer alıyor, kötü şeyler yaptığınızda kötü şekilde yer alıyor.

Sosyal medyada insanlar birbirlerini pozitif yönde etkileyerek diyetlerini daha iyi kontrol altında tutabiliyorlar. Örnek veriyorum Van'da ameliyat olmuş ama bir türlü kimseyle görüşemiyor sosyal medya aracılığıyla İstanbul'daki gerçek biriyle bir şeyler paylaşabiliyor olması çok önemli.

Röporataj: Oğuzhan Saruhan

Kaynak: Haberler.com